Ülkemiz tam bir sınav cenneti. İlköğretimden başlayıp hayatın her kademesinde var olan sınavlar; ülkemizde, insanların geleceğini, mesleğini, statüsünü kısacası her şeyini belirleyen en önemli faktörlerin başındadır.
Uzun süre sınava hazırlanan adaylar sınavların açıklanması sonrası okulları ve dershaneleri ile birlikte ortaya çıkar. Özel okul tişörtü veya dershane afişlerinin önünde, kameraların karşısında, ailesi ile okuluna/dershanesine teşekkür eder. Diğerleri ise evlatları / öğrencileri ile nasıl gurur duyduklarını mutlulukla ifade ederlerdi... Biz sınav sonuçlarında basından bu manzarayı hep böyle görür, böyle seyrederdik.
Bu bildiğimiz durum bu KPSS sınavı ile son buldu. Dershaneler 1. bizden çıktı reklamı yapmadı, KPSS birincileri kamera karşısına geçmedi, bırakın ortaya çıkmayı neredeyse gizlendiler... Oysa hiç şampiyon kendini gizler mi?
ÖSYM gibi çok ciddi bir kuruluşun yaptığı sınavlarda, kopya iddiaları ve derin şüpheler gündeme geliyorsa bu çok düşündürücüdür.
Eğer, ÖSYM'nin veri tabanına ulaşıp, adaylarla ilgili sonuçlardaki çarpıklıkları internette paylaşan 'Kopya Skandalı' ve 'Leonardo' kod isimli iki kişi, bunları paylaşmasa beklide çoğumuzun haberi olmayacaktı. Bu kişiler bir gazeteye verdikleri demeçte: "Sonuçların açıklandığı gece ÖSYM'nin sitesine girdim. Sitede aday işlemleri sistemi olan ais.osym.gov.tr bölümünde aspx.net açığı olduğunu gördüm ve hackledim. Bu bir tür form açığıdır. Sisteme girdim ve tüm adayların sonucu önümdeydi. İlk 2600 TC kimlik numarasına baktım. 350 kişi eğitim bilimlerinden tam net yapmıştı onu fark ettim. Artı 2600 kişi 95 ve üstü puan almış. 1200 kişi de 98 ve üzeri puan almış. Bu 1200 kişi önceki sınavda 40 puanı aşamamış bunu görünce şok oldum. Hemen araştırmaya başladım. Eğitim bilimlerini eksiksiz yapan 350 kişinin isimlerini araştırdım. 228'i özel dershanelerde ve okullarda çalışan öğretmenler çıktı." diyorlar.
Durum vahimdir. Yukardaki ifadelerin gerçek olması durumundaki onların vahametinin yanında, ayrıca ÖSYM gibi yüz binlerce genç için hayat-memat meselesi olan sınav ları yapan bir kurumun sistemine kolayca girilebildiği ortaya çıkmıştır. Bu durum geçmişle ilgili şüphelerde ortaya çıkarıyor. Bugüne kadar sisteme girilip sonuçların değiştirilmediğini kim garanti edebilir?
Ortada bu kadar ciddi bir durum varken ÖSYM Başkanının; "Bu adayların ortak yanlarını araştırdık. Hiçbir ortak yanları yok. Her üniversiteden mezun var. Tabii bazı üniversitelerden mezun olanlar biraz daha çok, neden, çünkü oradaki eğitim fakülteleri daha kalabalık olduğu için.Dolayısıyla bizim verilerimizden bir sonuç elde etmemiz mümkün değil. Bizim verilerimiz burada bir usulsüzlük, bir kopya, soruların sızması biçiminde bir olayın olduğuna ilişkin bir veri içermiyor, bir bulgu yok." açıklaması kimseyi tatmin etmemiş hatta tepkileri ve ÖSYM'nin yaptığı sınavlara karşı şüpheleri arttırmıştır.
İddiaların büyüklüğü ve şüphelerin ciddiyeti neticesinde önce YÖK Denetleme Kurulu harekete geçti daha sonra da Türk Eğitim-Sen'in talebi üzerine Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül, Devlet Denetleme Kurulu'na 2010 KPSS ile ilgili iddiaları araştırmaları için talimat verdi.
YÖK Denetleme Kurumu, öğretmen olmak isteyen veya devlette işe girmek isteyen yüz binlerce kişinin kaderini yakından ilgilendiren sınavla ilgili ilk denetlemesinde, "Sorular sızdırılmış olabilir" kanaatine vardı.
Durum böyle iken siz yıllardır atanamamış bir öğretmen adayının yerine kendinizi koyun ve düşünün... Bir tarafta hak ederek atanma puanını yakalamış adaylar, bir tarafta hak etmeden yüksek puan almış adaylar, bir tarafta yüksek puanlar silinince atanabilme potasına girecek adaylar... 1 puanın değil 0,001 puanın bile çok önemli olduğu ve 350 bin öğretmen adayının atanmayı beklediği güzel ülkemizde bu skandala imza atan veya göz yuman birileri varsa onlar bu vebalin altından nasıl kalkabilirler...
0,001'lik bir puan öğretmen adayı için atanmak ve atanamamak arasındaki çizgi olabiliyor... Yani 30'lu yaşlardayken babasının eline bakmakla, ayakları üzerinde durabilmektir bu çizgi... Yuva kurmayı aklından geçirmezken, evlenip, yuva kurma hayalinin başlamasıdır bu çizgi... Bu çizgi boşta işsiz gezmek ile, sınıflara girip öğrencilerin gözlerindeki ışıltıdan güç alarak onlar için koşturmak arasındaki çizgidir...
Zülküf SARITEPE





























