Dünya Türkleri olarak birbirimizi severek milli davamızı savunarak ana haklarımız almaya özveri vererek çalışmalıyız birlikte, beraberce hareket ederek yarınlarımızı düşünerek sağlam adımlar atarak tüm millet, vatan, toprak,
Bayrak sever kardeşlerimizle birleşerek atalarımızın izinde yürüyerek, şehitlerimizin temiz kanları yerde kalmadan korumadan milli mücadelemiz ile kan vererek tüm milli, tarihsel, kültürel haklarımızı alalım.
Türk topraklarımız, illerimiz, ilçe, köylerimiz dünyanın her yerinde kıyıcı düşmanlar tarafından her türlü haksızlığa, baskılara asimilasyona, soykırımlara uğrayarak, bu büyük Türk milletini yok etmeye çalışanların hiçbir zaman güçleri yetmeyerek,...
büyük devletlerle, düşman güçleriyle işbirliği yapan Türk düşmanları bu kahraman yiğit, insanlık, yardım, uygarlık, demokrasi sever efendi, kültürlü milletimize karşı dünyanın her yerinde oyunlar sürerek her türlü acımasız planlar uygulanmaktadır, tüm Türk dünyasına uygulanan katliamlar, soykırımlar Türk Kıbrıs, Irak, İran, Suriye Türkleri ve dünyanın her yerinde bulunan Türkler görerek Kıbrıs Türkleri de çok acı günlerini ana vatandan ayrı düşerek yavru vatan yaşamıştır.
Bu gün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ilk olarak bir Türk cumhuriyeti sayılarak toprağına,, ana vatanına, bayrağına ana haklarına bağımsızlığına, özgürlüğüne kavuşarak, önceden dünya Tarihinde hiçbir dönem, bağımsız olmayarak, bir devlet olmadan Milattan binlerce yıl önceleri deniz ticaretinin ilk geliştiği çağlarda (Soli, Vuni, Salamis krallıkları gibi) egemen olan Cenevizlilerin hakimiyetince kurulmuştur. 1571 tarihinde Kıbrıs adası Osmanlı İmparatoru açarak Türklerini ellerine geçmiştir. Kıbrıs bir süre geçici olarak birinci dünya savaşında İngiliz İngiltere’ye verilmiştir.
Tüm İngiliz, Rum baskılarına rağmen 16 Ağustos 1960’ta Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurulmuştur. Kıbrıs adası ilk kez bir üniter devlet olarak, bağımsız olmamıştır. Kıbrıs devleti kurulduktan sonra Romlar Türklere karşı düşmanlıkları önceden olduğu gibi her yönüyle artarak ve Makarios’un 21 Aralık 1963’te başlattığı saldırılarla Kıbrıs Türkleri yalnız başına kalarak 103 köylerini bırakarak acı olayları yaşayarak her türlü baskı, katliamlara maruz kalarak, Kıbrıs Türklerinin kurtarıcısı Türk milletinin liderleri sonradan ilk Cumhurbaşkanı olan mücadeleci kahraman, yiğit Rauf Denktaş milletine gönül vererek tüm gücünü Türk milletine bağlayarak artık Türkleri Türkler yürütmelidir diye, Rumların hiçbir zaman Türkleri yönetmeyecektir, artık kendi milletimizi kendimiz düşünmeliyiz kendimiz el birliğiyle yönetmeyiyiz ve genel bir Türk komitesi oluşturulmuştur.
Romların Boğaziçi Geçitkale saldırılarına karşılık vererek, Kıbrıs Türkler birleşerek, 27 Aralık 1967’de “Kıbrıs Geçici Türk Yönetimi kurmuşlardır. Ve 15 Temmuz 1974 Nikos Sampson darbesi ve 20 Temmuz 1974 Kıbrıs Barış harekâtının milli toprak mücadelesiyle yakın bir çözüme vararak, 1 Ekim 1974’te, Kıbrıs Türk Yönetimi oluşturulur.
Makarios 15 Temmuz 1974 darbesi ile adayı terk ederek, Türkler milli güçleri ile Kıbrıs Türk Federe Devleti’ni kurarak ve 13 Şubat 1975’te 24 Şubat’ta bir Kurucu Meclisi oluşturulmuştur ve 8 Haziran 1976’de halk oylamasına sunularak, anayasanın ışığında, 20 Haziran 1976’ta adada Türkler seçimler yapmışlardır.
Bu gelişmeler, ilerlemeler yanında üst üste toplanan Kıbrıs Türk milleti 15 Kasım 1983 tarihinde Federe Meclisin olağanüstü toplantısı birleşiminde Bağımsızlık Bildirisi okunarak, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ilan edilmiştir.
Yeni kurulan Kuzey Kıbrıs Türk devleti coşkusuyla dünyanın her yerinde Türkler sevinerek güçlü Türkiye Cumhuriyetinin dünya Türklerini yanında olduğunu kanıtlandırdı, gelecek günlerde tüm tutsaklık yaşamı yaşayan baskılara, ikencelere maruz kalan öteki Türk topraklarının özgür, bağımsız olmasına bir sevgi kaynağı bir müjde sunulmuştur, İnşallah gelecek günlerde, Musul, Kerkük, Erbil ve 40 Milyon Türk nüfuslu olan İran Türkleri bağımsızlığına, özgürlüğüne kavuşacaktır.
İlk defa olarak Kuzey Kıbrıs Türk devleti Türkiye tarafından tanınmıştır ve büyük elçi gönderilmiştir ve Devlet Başkanı Rauf Denktaş seçilmiştir Türkiye yanında Pakistan ve Bangladeş’in KKTC’ni tanıdığı önce ilan ederek sonradan ABD olmak üzere diğer ülkelerin baskıları artarak bu iki ülke tanıma kararını geri çekmiştir, umarız Türk Cumhuriyetleri Azerbaycan, Türkmenistan, Özbekistan, Kazakistan, Tacikistan, Çeçenistan, Afganistan, İran, Irak Suriye, Mısır, Lübnan, Libya, Avrupa, Amerika gibi devletlerde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini tanımalıdır ve büyük elçilik kurmalıdırlar, bizlerde Türk milleti olarak dünyanın neresinde olursa olsun Kıbrıs Türklerinin yanında canla, kanla, malla olmalıyız, desteklemeliyiz,
Kıbrıs’ı atarsak, satarsak kendimizi de varlığımızı atmış oluruz, satmış oluruz, Kıbrıs hareketinde 1974 tarihinde 13- 14 yaşlarımızda olduğumuz sırada kendimizi bu davaya gönüllü olarak adayarak Irak Türkleri Kerkük’te yüzlerce insanlar imza toplayarak asker olmayı, kan vermeyi ve evden baba, anneden almış olduğumuz günlük paralarımızı Kıbrıs Türkleri i.in yardım etmek ve destek vermeyi düşünerek uygulamaya kalktık ve gönüllü olarak Kıbrıs’a geçmeyi her kan kardeşlerimize önerdik bizlerde bu milli mücadele Kıbrıs hareketine katılmayı istiyorduk, Kıbrıs’ın kurtuluşu bizce Kerkük, Irak Türklerinin ve dünya Türklerinin kurtuluşu demektir.
6 Aralık 1983 tarihinde kurulan Kurucu Meclis KKTC Anayasası’nı hazırlamıştır, 5 Mayıs 1983 tarihinde Kıbrıs Türk anayasa halk oylaması tarafından destek görmüştür ve kabul edilmiştir bu anayasa 7 Mayıs 1985’te Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Böylece Kıbrıs sorunu, yaklaşık 40 yıllık bir geçmişe sahip olduktan sonra bağımsızlığına kavuşmuştur.
6 Aralık 1983 tarihinde kurulan Kurucu Meclis KKTC Anayasası’nı hazırlamıştır, 5 Mayıs 1983 tarihinde Kıbrıs Türk anayasa halk oylaması tarafından destek görmüştür ve kabul edilmiştir bu anayasa 7 Mayıs 1985’te Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Böylece Kıbrıs sorunu, yaklaşık 40 yıllık bir geçmişe sahip olduktan sonra bağımsızlığına kavuşmuştur.
Kıbrıs adası İngiltere'nin denetimine geçmeden önce Türkler tarafından yönetilmekteydi. Kıbrıslı Türklerle Rumlar Ada'da azınlık-çoğunluk ilişkisi olmaksızın iki taraf eşitlik statüsünde yaşamayı istemişlerdir. Rumlar ise "Enosis" çerçevesi içinde Ada'yı Yunanistan'a bağlama istiyordular. Kıbrıs Türkleri ise adada iki milletin yaşadığını ikiye bölüme ayrılmasını isteyerek, her taraf ana haklarına sahip olmakla topraklarına kavuşmayı ön sırada görmüşlerdir.
Buda Türklerle Romlar arasında olan anlaşmazlıktan kaynaşarak, 1963 yılında Kanlı Noel olarak anılan acı olaylar birçok Kıbrıs Türkleri hayatını bu olayda kaybettiği görünerek, bu yapılan kanlı saldırılar Türkiye dünya Türk devletler kamuoyu tarafından kınanmıştır ve iki tarafların isteği üzerine bu uyuşmazlıklar ortadan gidermek için 26 Şubat 1964 tarihinde BM Güvenlik Konseyine verilmiştir ve 1964 tarihinde Kıbris adasına BM Barış Gücü gönderilmiştir,
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Güneydoğu, Avrupa ve Akdeniz'de bulunan en önemli, büyük üçüncü ada sayılarak Anadolu yarımadasının 65 km güneyindeki düşerek Kıbrıs adasının kuzey bölümündedir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Yavru vatan, Yeşilada, ve uçmaklık adası diye tanınmaktadır. Kıbrıslı Rumların ise Enosis Kıbrıs'ın Yunanistan ile birleştirilmesi projesini gündeme getirerek, Kıbrıs Türkleri gönüllü mücadeleleri sunucu karşılık vererek 1974 yılında Kıbrıs kurtuluşu, bağımsızlığı gerçekleştirilen Kıbrıs Harekâtı 1976'da kurulan Kıbrıs Türk Federe Devleti meclisinin 1983 yılında aldığı sevinç bildirisi ile bağımsızlığına kavuşmuştur ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti diye tanınmıştır.
Bağımsızlık tarihinden bu yana Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine Türkiye Cumhuriyeti Ve Türk milleti tarafından ekonomik, siyasi ve askerî olarak destekler verilmiştir. Günümüze kadar Kıbrıs Sorunu Dünyanın gündeminde yer alarak Birleşmiş Milletler bünyesinde çalışmalar başlayarak adada bulunan iki millet iki egemen gücünü birleştirilmesi amacıyla birçok çalışmalar faaliyetler yürütülmesine karşı hiçbir sonuç alınmamıştır. Bunların en önemlisi olan 2004 Annan Planı referandumu olmuştur, Kıbrıs Türkleri bunu kabul ederek, Rumları hayır söylemişlerdir.
Kuzey Türk Kıbrıs toprakları kuzeyden Dipkarpaz, batıdasın da Güzelyurt, güneyinden Akıncılar görünür. günümüzde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile Rumlarının bulunduğu Kesimde iki tarafın toprakları Birleşmiş Milletler'in kontrolünde tampon bölgeye bulunmaktadır.
Kıbrıs sorununun bir an çözümünü öngören kapsamlı görüşmelerin devam etmekle bir an önce tüm devletler Kuzey Kıbrıs Cumhuriyetini tanımalıdır ve alanda Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik ciddi çalışmalar Türk milleti olarak el birliğiyle yapmalıyız kardeşlerimize her türlü yardımda bulunmalıyız bu sorunun üstüne bastırarak, biran önce bu görüşmeler sonuç getirmelidir, sürecinin uzlaşıyla sonuçlanması ve ülkemiz Kıbrıs’a barışın ve huzurun Türk milletimiz mutlu, parlak, aydınlık yarınlara taşımakla sorumluluk ile hareket ederek, Kıbrıs Türk milletinin yanında tüm gücümüzle durmalıyız.
Öte yandan Kıbrıs sorununun dayalı kalıcı olarak, güvenli çözümünün sağlanması yolunda üstün başarıyla mücadelemizi sürdürmeliyiz. Bir an önce Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Özgür iradesini temsil ederek Bütün insan haklarına kavuşarak eşit olarak özgürce yaşamalarına inanarak inanç içinde geleceğini güvence içine almakla, Kıbrıs Türk milleti kendi kaderini seçmiş olduğu kendi çalışmasıyla başarmalıdır.
17 Haziran 1983 tarihinde almış olduğu kararıyla dünyaya Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti diye tanınarak ırkına, milli iradesine, büyük Türk diline milletine ve dinine inanarak dayalı olarak insanlar arasında olan ayırımcılığa karşı durarak her türlü sömürgeciliği, ırkçılığı, baskı soykırımlara ve insanları külleyici, hizmetkâr edenlere karşılık vererek, Kıbrıs'ta, Doğu Akdeniz'de, Orta-Doğu'da, batıda ve dünyanın her yerinde tam bir barış ve istikrarın, huzur ve güven içinde yaşamak kendi Türk milletinim yönetmekle tüm yasal, ana, tarihsel haklarına kavuşarak adada yan yana yaşayan iki halkın aralarında olan bütün sorunları, eşit düzeyde görüşmelerle konuşmalarla barışçı, adil ve kalıcı bir çözüme ulaşmakla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin tüm devletler, milletle tarafından tanımıyla Türklerde kendi devletleri tüm güçleriyle koruyarak tün sorunları barışçı ve uzlaşmacı bir politika ile çözümlenebileceğini sağlamalı ve Kıbrıs Türkleri bugün tüm düşman karşı sahip oldukları KKTC'nin değerini bilmeli ve Kuzey Kıbrıs egemenliğini bağımsızlığını, özgürlüğünü ve toprak bütünlüğüyle şehitlerinin kanını istiklalini, bayrağını korumalıdır.
Geçmiş günlerin acılarını, çilelerini bir daha yavru vatan yaşamadan, Geleceğimizi planlayan Türk liderlerimizin, politikacılarımızın, silahlı kuvvetlerimiz, sivil toplum örgütlerimiz yolundan sapmadan Türk milletinin büyük gücüne inanarak, Türk milleti Kıbrıs Türkleri ile bir bütün olarak, geleceğimizi kendi elimizle Türk milletinin varlığıyla Kahramanlığıyla, Yiğitliğimle ön sıra koymalıyız. Türkiye Cumhuriyetinin, Türk hükümetinin Türk milletinin ve silahlı güçlerimizin özverilerini desteklerini unutmamalıyız. Artık kendimizde özveri olarak bu yolda şehitler vererek boşu boşuna oturup uykuda kalmamadan. Geceli- gündüzlü çalışmalıyız, uğraşmalıyız, ter dökmeliyiz
Birlikte, beraberlikle ve dayanışma içinde olarak karşımıza çıkabilecek her tür güçlüğü, sıkıntıyı, baskıyı, ölümü, işkenceyi bir yana bırakarak şehitlikten, özveri Fedakârlıktan kaçınmamalıyız, her türlü çalışmalarda, yolunmalarda her bir alanda birlikte olmalıyız. Türk milletine karşılıklı saygıyı, güveni sevgi göstererek birlikte yardımlaşmayı uygulamalıyız, bu topraklarda hiç bir kimseye kölelik yapamamalıyız, büyük devletler, İmparatorluklar kuran Türk milleti, bugüne kadar bizleri dünyanın hiçbir gücü çöktürememiş ise bundan sonra da hiçbir dünya gücü çöktüremeyecektir.
Bizler Türkler olarak Kanlı Noel saldırılarını, Türk dünyasında Kerkük, Telafer, Tuzhurmatu, Altunköprü, Kafkaslarda, Karabağ’da, Bulgaristan, Türkistan, Azerbaycan Bosna-Hersek, Çeçenistan, Kosova ve tüm Türk topraklarında, topraklarında kaybettiğimiz canları, dökülen kanlarımızı yıllarca çektiğimiz acıları, yoklukları, idamları, hapishaneleri unutmamalıyız.
Ulu Tanrımız dünya Türklerine ve Kıbrıs Türklerine bir daha toplu mezarları, acı, işkenceli, çileli baskılı günleri yaşatmasın. 1974 de Ağustos ayında gerçekleşen bu hayâlımız ikinci Barış Harekâtından sonra elde etmiş olduğumuz bu kutlu utkunun değerini kıymetini bilmeliyiz bu topraklara bağımsızlık, özgürlük getiren büyük Türk askerini ordusunu, silahlı güçlerini ve bu uğurda canlarını, kanlarını veren şehitlerimizi unutmamalıyız tam olarak yollarında yürümeliyiz, onlar için Fatihaları dualar okumalıyız onların kutsal, yüksek adları, şanları dilimizden düşmemelidir hiçbir zaman düşmanların, hainlerin sinsi oyunlarına gelmeyelim beraber olalım, birlik olalım birlikte çalışalım.




























