
Bir göç oldu doksan yedi nisanının dördünde
Gün karardı, güneş battı, koskoca Türk yurdunda
Yetim koydu Koca Sultan Bozkurtları ardında
Yaratandan çağrı geldi, uçtu gitti Başbuğ'um
Ebediyet âlemine göçtü gitti Başbuğ'um
Başbuğ Türkeş, Başbuğ Türkeş Bozkurtların yârisin
Sen ölmedin, kalbimizde, yaşıyorsun, dirisin.
Kâinatın tek sahibi, Bakî, davet etti "gel"
Dedi:"Çile yüklü ömrün yüz akıyla bitti, gel"
"Açıl artık sonsuzluğa, bu kadar yük yetti gel"
O'na doğru yelkenleri açtı gitti Başbuğ'um
Ebediyet âlemine göçtü gitti Başbuğ'um
Başbuğ Türkeş, Başbuğ Türkeş Bozkurtların yârisin
Sen ölmedin, kalbimizde, yaşıyorsun, dirisin.
Kırkdörtlerde başlamıştı meşekkâtli seferi
Dünya gözüyle gördü Turan'daki zaferi
Milyonlarca Bozkurt O'nun unutulmaz eseri
Ektiğini huzur ile biçti gitti Başbuğ'um
Ebediyet âlemine göçtü gitti Başbuğ'um
Başbuğ Türkeş, Başbuğ Türkeş Bozkurtların yârisin
Sen ölmedin, kalbimizde, yaşıyorsun, dirisin.
Boyun büküp namertlerin kapısını çalmadı,
Hak bildiği davasından bir dem geri kalmadı
Tabutluktan, zindanlardan yıkılmadı, yılmadı,
Gayet zorlu imtihandan geçti gitti Başbuğ'um
Ebediyet âlemine göçtü gitti Başbuğ'um
Başbuğ Türkeş, Başbuğ Türkeş Bozkurtların yârisin
Sen ölmedin, kalbimizde, yaşıyorsun, dirisin.
Çile çekip sabrederek Allah dostu oldu O
Hayattayken o sırrını bahşetmeyen kuldu O
Onun için gönüllerde hoş sadayla kaldı O
Ölümsüzlük şerbetini içti gitti Başbuğ'um
Ebediyet âlemine göçtü gitti Başbuğ'um
Başbuğ Türkeş, Başbuğ Türkeş Bozkurtların yârisin
Sen ölmedin, kalbimizde, yaşıyorsun, dirisin.
Aydınlatan O sultandır bu Nihat'ın yolunu
Yüce Mevlam geri aldı o mübarek kulunu
Seksen sene ömür sürdü, en az yetmiş yılını
Hak yolunda sebil etti, saçtı gitti Başbuğ'um
Ebediyet âlemine göçtü gitti Başbuğ'um
Başbuğ Türkeş, Başbuğ Türkeş Bozkurtların yârisin
Sen ölmedin, kalbimizde, yaşıyorsun, dirisin.
Ozan Nihat






























