Bumin Kağan’ın torunu,
Çuluk Kağan oğlu Kür Şad,
Kırkların başı…
Ölü Çinli yığınları üstünde
Vuruşuyordu.
Çin devletine karşı!
Hey! Hey!
Yine de hey! Hey!
Bir yanda Çin ordusu,
Öbür yanda Vey!...
Ortada Kür Şad!...
Olmaz böyle şey!...
Kim derdi ki Kür Şad,
Kemikle etti?
O bir kişi değil,
O bir devletti!...
Bayraktı, vatandı…
Bir özge candı...
Tepeden, tırnağa
Kıpkızıl kandı!...
Tanrı Kut soyunun
Altın halkası…
Yedi iklim üzre
Düşer gölgesi!...
Çinliye ölümdü,
Türk’e kalkandı!...
Bin üç yüz elli yıl
Önceki dünden
Odu gönlümüze
Düşen volkandı!
Bozkurt ocağının sönmeyen odu,
Çuluk Kağan Kür Şad,
Korku bilmiyordu!
Ölümcül yaralar almıştı,
Ölmüyordu!
Yanıbaşındaydı ölüm meleği,
Gelmiyordu!..
Güneş,
Sıradağlar çizgisindeydi,
Yükselmiyordu!..
Susamıştı...
Bağrı yanmıştı...
Bir dolu sağrak sundu
Ölüm melegi...
Eğilerek atının yelesine,
Uzandı...
İçti son damlasına dek!..
İçti... Ve kandı!
Bozkurt ocağının sönmeyen odu;
Çuluk Kağan oğlu Kür Şad...
Ölmüştü!...
Ölmüştü fakat yenilmemişti!...
Niyazi Yıldırım GENÇOSMANOĞLU





























