Masadaki menüden seçtiğinizi söylediniz.
Biraz sonra ısmarladıklarınız masaya geldi.
Ana yemek ızgara et, zerzevatla süslenmiş tabakta güzel görünüyor.
Fakat o da ne?
Yemeğin sunumu güzel, zerzevatlar da güzel ama et gereğinden az pişmiş ve etin üzerine kıl yapışmış.
Bu durumda insanlar iki türlü davranırlar.
Kendine güveni tam ve bilinçli tipler, garsonu çağırır, hatta patronu çağırtır; "hayır kardeşim ben bu yemeği yemiyorum, bu ne rezillik" diye fırçasını da atar kalkar. Çünkü bilir ki kendisine sunulan ve bedelini ödeyeceği her şeyin, kaliteli ve temiz olması gerekmektedir. Sırf görünümü güzel diye pis yemeği yemek zorunda değildir. Ya adam gibi hizmet sunulacaktır kendisine ya da o lokantada yemez, parasını da kaptırmaz.
Ezgin, utangaç, bilinçsiz veya kendine güven eksikliği olan tipler ise; bu yemeğe evet der, sesini çıkarmaz, yemeğini yer, ya da eti yemese bile ekmek ve salatayla karnını doyurur kalkar. Kuzu kuzu da parasını öder, utandığından belki garsona bahşiş bile bırakır.
İşte şimdi referandumla soframıza sunulacak Anayasa Değişikliği oylamasında da durum aynen böyle olacaktır.
Bunlardan ayrı olarak iki kesim var ki; bu referandum için "Nikâh masasında bile bu kadar iştahla evet dememiştik" diyen, beyinlerini sandalyeye oturduğu yerde sanan "bit yavruları"yla, "mezardan ölüyü kaldırıp evet oyu kullandırmaya" kalkan, kucağına oturduğu yerin vuvuzelası zat ve şürekâsı ayrı bir inceleme konusudur. Bunların düşünme ve idrak yetenekleri olmadığı için bu yazıdan alacakları veya anlayacakları bir şey olmadığından tartışmaya ve müzakereye gerek yoktur. Dolayısıyla onları bu yazının dışında tutarak es geçiyorum.
Referandumda hayır oyu kullanacakların gerekçesi; Değişiklik paketindeki 26 maddenin içinde öyle birkaç madde var ki bunlar yargı sistemini bağımsızlaştırmak yerine siyasallaştıracak, kuvvetler ayrılığı prensibini bozarak, iktidarın yüksek yargı ve hukuk sitemiyle istediği gibi oynamasının yolunu açacaktır. Böylece iktidarın şekillendireceği Anayasa Mahkemesi'nden, ülkeyi bölme yasaları da rahatça geçirilebilecektir. Bu yüzden bu paket mahsurludur.
Referandumda evet oyu kullanacakların gerekçesi ise; Referanduma bir paket sunulmaktadır, bu pakette demokratikleşme adına filanca maddelerin olması bile tek başına evet demeye yeterlidir. Paketteki mahsurlu maddeler, olumlu maddelerin yanında göz ardı edilebilir. Ayrıca 12 Eylül darbesine tepki olarak da evet denmelidir. Bu yüzden bu paket iyidir.
Görüldüğü gibi hayır diyenler, kendisine sunulan yemekte (Anayasa Paketinde) bir arıza varsa tümünü yemeyip hayır demektedirler.
Evet diyenler ise, yemekte kıl da olsa, az pişmiş de olsa yanındaki sebzelerin hatırına bu yemek yenir demektedirler.
Daha önceki "Evet mi, Hayır mı?" başlıklı yazımda 26 Maddelik pakette neler olduğunu, siyasi partilerin mülahazalarının dışında inceleyip yazmıştım. 500 satırlık Anayasa değişiklik paketinin, 80 satıra yakın kısmın demokratik haklarla ilgili olmasına rağmen, 420 satırının yüksek yargı ve hukuk sisteminin iktidarın emrine verilemesi yolunda düzenlemeler olduğunu, bu düzenlemelerin bölünme ve parçalanmaya hizmet edeceğini tespit edip, anlatmıştım.
Bu 26 maddelik paketteki bütün maddeler kötüdür demek insafsızlık ve hatta saplantılı bir yaklaşım olur. Fakat bütün maddeler iyidir demek de saflık ve hatta aptallık olur.
Burada doğru karar verebilmek için öncelikle "İdrak Yollarımızın" açık olması gerekmektedir. Takım tutar gibi evetçilik, hayırclık yapmadan, kimin, hangi gurubun, hangi partinin ne dediğine bakmadan, saplantılarımızı da bir yana bırakıp, bu ülkede yaşayan, kula kul olmamış "bağımsız bir yurttaş" olarak elimizi vicdanımıza koyup basitçe bile olsa bu paketi tahlil etmemiz gerekiyor.
Bu bağlamda;
- 1- İktidar isteseydi 26 madde yerine 126 maddeyi bile demokrasiyi tam tesis etmek için referanduma sunabilir miydi?
Cevap: Evet, sunabilirdi ama sunmadı. Oysa 3 partili koalisyonda bile 12 Eylül anayasasının 34 maddesi değiştirildi.
- 2- Bu pakette, geçmişte sol iktidarların yargıyı istedikleri gibi dizayn ettikleri sistemin değiştirilmesi ve yargının bağımsız hale getirilmesi var mı?
Cevap: Hayır, bilakis yargının daha da siyasallaştırılması, gelecekte hükümet kim olacaksa onun emrine verilmesi var. Bundan dolayı, geçmişte sol iktidarların yargı üzerindeki etkisinden şikâyet eden, bu gün iktidar destekçisi olan herkesin, ilk iktidar değişikliğinde en büyük bedeli ödeyeceği aşikârdır.
- 3- Bu pakette dokunulmazlıklar kaldırılamaz mıydı, iktidarın buna gücü yok muydu?
Cevap: Evet, kaldırılabilirdi, iktidarın her türlü maddeyi bu pakete koymaya gücü vardı. Fakat TBMM de bekleyen, çoğu yüz kızartıcı ve yolsuzluk suçları olan dosyaların büyük çoğunluğu iktidar milletvekillerine aittir.
- 4- Bu pakette demokratik bir seçim sisteminin önünü açan ve lider sultasına son veren herhangi bir düzenleme var mı? İktidar, istese yapar mıydı?
Cevap: Hayır, yoktur. İktidar partisi demokratikleşme istese öncelikle seçim sistemi ve lider sultası konusunda düzenlemeler yapardı.
- 5- Bu paketten iyi maddeler var mı?
Cevap: Evet var. Çocuk istismarının önlenmesi, yurt dışına çıkışlarda kolaylık, mağdurlara pozitif ayrımcılık gibi temel insan hakkı olan maddeler iyi olmasına karşın, diğer tuzak maddeleri kamufle etmek maksadıyla konulduğu görülmektedir.
Daha çoğaltılabilecek soru ve cevapları burada kesip artık şu soruları kendimize sormamız gerekmektedir.
1- Birkaç tuzak madde var ama yanındaki diğer iyi maddeler hatırına bütün eksikliğine rağmen bu paketin tümünü kabul edip, EVET demeli miyiz?
2- Birkaç iyi madde var ama eksiklikler ve diğer tuzak maddeler olduğu için bu paketi reddedip HAYIR demeli miyiz?
Evet, patronu iktidar, adı Türkiye olan lokantadasınız...
Önünüze gelen yemek bu...
Ya saf müşteri olup, ses etmeden bu yemeğe "EVET" deyip, zerzevat hatırına yiyeceksiniz. Ya da bilinçli müşteri olup; "HAYIR kardeşim, kaliteli ve hijyen olmayan bu yemeği zerzevat hatırına yemiyorum" diyeceksiniz.
Tabi ki "Git bunun kalitelisini ve temizini getir" demek de en demokratik hakkınızdır.
Kararınız hayırlı olur İnşallah...
Mustafa KIZIKLI




























