Kendi kendime kaldığım ve düşünceye daldığım zamanlar yaşadığım ülkeyi düşünürüm.
Ve genellikle mutsuz olurum birden bire. İşte o zamanlar nasıl zamanlardır bilir misiniz?
Hani yoğun kaygılar duyulan zamanlar var ya, hani gelecek için endişelendiğimiz, hani her şeyi bırakıp başka bir ülkeye göç etmek istediğimiz zamanlar, hani hiçbir şey yapamayacağımızı hissettiğimiz ve çaresiz olduğumuz, belki de psikologların sosyal depresyon olarak nitelendirdiği zamanlardan söz ediyorum.
İşte o zamanlarda biraz Polyanacılık oynarım ve kendime bir ülke düşünürüm.
Benim ülkemde vergilerimi hortumlatılmayacağından ve bana hizmet olarak geri döneceğinden emin olarak veririm.
Gelir dağılımının Necip Fazılın dediği gibi “bir kişiye dokuz pul,dokuz kişiye bir pul” olmadığı bir ülkedir benim ülkem.
Benim ülkemde hastane kuyrukları yoktur, insana insan olduğu için değer verilir. Köylüm, esnafım, işçim ve memurum hor görülmez, üretene ve üretime kıymet verilir.
Benim Ülkemde eğitime yeterli kaynak ayrılmıştır ve çocuklarım nitelikli vatandaş olarak yetiştirilmektedir. Sokak çocukları gibi bir ayıbımız yoktur. Öğretmenim aç bilaç değildir, kalitelidir ve sosyal statüsü toplumda en üsttedir.
Benim ülkemde üniversiteler bilim yuvasıdır. Kimsenin saçıyla,sakalıyla, başıyla uğraşılmaz. Akademisyenlerim ömürlerini bilmem hangi kıytırık dergide, bilmem hangi makalesini yayınlatarak kariyer yapma uğraşıyla geçirmek yerine, patent üreterek, kitap yazarak kariyer yapmaktadırlar. Üniversitelerimin üzerinde Demokles’in kılıcı gibi bir antidemokratik kurum yoktur. Öğrencilerimin üniversitelere girişinde fırsat eşitliği vardır.
Benim ülkemde halkımın bir parçası olan memurlarımda geleceğe güvenle bakmaktadır. Rüşvet yoktur. Ülkemde siyasi parti yalakası parti memuru yoktur, devlet memuru vardır. Atama ve yükselmeleri liyakat esasına göre yapılmaktadır. Bu sebeple ülkem hızla gelişmektedir.
Vatandaşlarım birbiriyle ve devletle barışık olduğu için adliyelerde dava dosyaları birikmemiştir. Hakim ve savcılarım adildir, vicdanıyla cüzdanı arasına sıkıştırılmamıştır. Yasalar Balzac’ın tarif ettiği “büyük sineklerin delip geçtiği, küçük sineklerin yapışıp kaldığı örümcek ağı” gibi değildir, herkese eşit uygulanmaktadır. Suçlu olanlar cezalarını sonuna kadar çeker ve anlamsız aflar çıkartılmaz. Böylece vatandaşlarımın adalete olan güvenleri sarsılmaz.
Benim ülkemde yazılı ve görsel basın hür ve tarafsızdır. Manipülasyon yapmaz. Sahipleri art niyetli para babaları olamaz. Meslek ahlakına tam uyar. Kurulacak veya basılacak düğmesi yoktur. Televizyonlarında tele voleler yerine kültürel programlar ağırlıktadır. Kadına saygı vardır, vücutları ve görüntüleri cinsel ticari meta olarak kullanılmaz.
Benim ülkemde din ve dindarlar siyaset malzemesi olarak kullanılmaz. Milliyetçilik fikri siyaset üstüdür. Bağnazlık ve hurafe gibi şeyler yoktur. Kerameti kendinden menkul birileri din adına konuşamaz. Din en doğru biçimde öğretilir ve özgürce yaşanır. Başörtüsü veya türban gibi birşey sorun edilmez ve siyasi meta haline getirilemez. Aynı zamanda durumdan vazife çıkaran bir kısım kurum ve kişilerin ilkeler arasına sığınıp din düşmanlığı yapmasına izin verilmez.
Benim ülkemde seçimler tercih sistemiyle yapılmaktadır.Siyasi parti liderleri millete seçmeleri için kendi istediklerini dayayamamaktadır. Milletvekillerim parti liderlerine karşı değil millete karşı sorumlulardır. Hırsızlık yapmazlar, yalan söylemezler, milleti kandırmazlar, devlet kurumlarını talan etmezler, dürüst, namuslu ve nitelikli İnsanlardır.
Siyasi parti kanunum lider sultasına izin vermez. Meclisimde ve siyasi partilerimde gurup kararı diye birşey yoktur. Yürütmeyi sağlayacak bakanların kimlerden oluşacağı, seçimlerden önce siyasi partilerce millete açıklanmıştır. Hüjkümetlerim ve siyasi partilerim dış destekli veya dışarıdan icazetli değillerdir.Parlementonun üzerinde meclise baskı unsuru gibi hiçbir güç yoktur.
Benim ülkemde etkili ve yetkili yerdeki insanlar bölücülük yapmaz ve bölücülüğe çanak tutamazlar.
Benim ülkemde sivil toplum örgütleri rahatça kurulmakta ve örgütlenmektedir. Vatandaş adına hükümet icraatlarını denetleme görevleri engellenmemektedir. Memurlarında işçiler gibi grevli toplu sözleşmeli sendikaları vardır. Fakat bu sivil toplum örgütleri hiçbir terör örgütünün veya ideolojinin paravanı değildirler ve ikitidar yalakalığı yapmazlar.
Benim ülkemi daha sayfalar dolusu anlatmak mümkün. Ancak En büyük özelliği benim ülkemde “millet devlet için değil ,devlet millet içindir ve devlet millete tabidir” ilkesidir ve gerçekten egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.
Benim ülkemdeki bu devlete literatürde “Demokratik Sosyal Hukuk Devleti” denilmektedir.
Benim ülkem benim hayalim. Kim bilir Belki bir gün bu hayaller gerçek olur. Sizcede bu ülke birilerininde hayali olsa ve sonra gerçek olsa hoş olmaz mı?
Ne dersiniz?
Yarınınız dünden güzel olsun...



























