Merhaba;
İkinci sayımızla tekrar karşınızdayız. Türk'ün töresindendir, düğünde toyda eşine dostuna okuntu gönderir. Bizim ilk sayımızı da siz öyle kabul edin.
Okuntu gönderdik göndermesine de, işlemeleri pek içimize sinmedi. Dedik ki bunların üzerine bizi anlatan, hasretlerimizi anlatan, sevdalarımızı, güzelliklerimizi, acılarımızı anlatan birer işleme koyalım.
Ve düşündük ki, bu işin üstadı, bu işin tartışmasız 40 yıllık piri Garipkafkaslı'yı bulalım ve ondan gözünün nuru, yüreğinin yangını desenlerini ödünç alalım.
İyi ki de aramış ve bulmuşuz. Meğer Hoca 40'ncı sanat yılını kutlamanın hazırlıkları içerindeymiş. Derler ya "Yörüğün göçü gide gide düzelir" diye, bizim göçün düzelmesi de ikinci sayıya ve Garipkafkaslı Hocayla konuşmamızı beklermiş.
Heyecanlandı Hoca, "Biz; TÖRE, DEVLET, HİSAR gibi dergiler çıkarken bir tesbihte dizili inciler gibiydik. Birbirimize bağlı ve sırt sırta. Sonra nasıl olduysa tesbihin ipi koptu ve inciler dağıldı. Toparlanmamız, yine bir ipe dizilmemiz gerek. Hadi bu işi Adana’dan başlatalım. O eski heyecanı, o eski birliği yeniden kuralım" dedi.
Madem ki güzel şeyler yapmak için yola çıkmıştık. Madem ki, gayretimiz sahip olduğumuz değerleri ve güzellikleri tekrar yaşamak, unutanlara hatırlatmak, bilmeyenlere öğretmekti. Bundan güzel fırsat olur muydu?
Ve gördüğünüz gibi bambaşka bir yüzle ve içerikle karşınızdayız. Umarız siz de bizim duyduğumuz heyecanı duyar ve başkalarının da aynı heyecanı tatmasına yardımcı olursunuz.
Saygılarımızla...
Abdullah BEYCEOĞLU





























