Evrim Devrim Meselesi

  • e-Posta

 

Güzel ülkemde, güzel insanlar vardır. Bunlar iyidir hoştur da… Neyle-yeyim ki biraz da boştur. Algılayıp sorgulamadan bağlanır; anlayıp dinlemeden konuşur; doğru söyleyenlerden ise gocunur. Böyle olunca da, en yalın (basit) anlatımlar bile içinden çıkılamayan çetrefil meseleler halini almaktan kurtulamaz. Hatta bu uğurda kan bile dökülür. Oysa bir zamanlar, atlarının bıraktığı ayak izlerinde gül deryaları oluşan millet yabancımız değildir cancağızlar. Adı Hun, Selçuk, Eyyup, Osman… olsa da onlar öz be öz Türk’tür. Haliyle bizler de ‘onun bunun çocuğu’ değil; o soylu insanların torunlarıyız. En azından ben kendi adıma böyle düşünüyor, böyle hissediyorum.
 
Bu ülkede sorun olmuş meselelere baktığımızda kavram kargaşalarının bir hayli ağırlıkta olduğunu görürsünüz. Hatta denilebilir ki ülkemizdeki kavram kargaşası Doğu kültürlerine özgü olan pazaryeri alanlarından bile daha karmaşıktır. Misal devrim ve devrimcilik… Devrim, bir düzenle ilgili (alaka) olarak yapılan köklü değişikliklerdir. Devrimci ise, bu değişiklikleri yapan kişi ve/veya zümredir. Haliyle o dönemle sınırlı bir durum söz konusudur. Yani hanedanlıktan, cumhuriyete geçmek bir devrimdir. Bu bağlamda Türkiye Cumhuriyeti’nde bir tek devrimci vardır: O da Gazi Mustafa Ke-mal’dir. Peki, bugün devrimci geçinen zevat (kişiler) hâlihazırda sürüp giden bir düzen olan Türkiye Cumhuriyeti Devletini tasfiye ederek neyi geti-recekler yerine? ‘Geçmişe mazi…’ kabilinden, Lenin Sosyalizmini mi? Ülkemizin pek kıymetli devrimcilerinin çıkıp, açık yüreklilikle bu soruları yanıt-lamaları gerekmektedir. Zaten Atatürk ilke ve inkılâplarını kılıktan kılığa sokarak, değiştirerek ‘Kemalizm’ adında bir ucube meydana getiren bu zümre, açıp da ‘Nutuk’ başta olmak üzere, Atatürk’ün söylev (sohbet) ve demeçlerini (bildiri) bir okusa ülkemizin esenliği için daha hayırlı olacaktır.
 
Söz konusu ülkemiz ve ülkemizin pek muhterem âlicenapları (civanmert) olunca ‘garabet’ durumların haddi hesabı yoktur. Söz gelimi kimileri çıkar; her kavramın, her olgunun arkasına “devrim” sözcüğünü ekleyiverir ve böylece de ‘Atatürkçü’ olacağını sanır. Hatta İstiklâl (Bağımsızlık) Sava-şına, önce ‘Kurtuluş Savaşı’ der; hızını alamayınca ‘öz Türkçeci’ eski baş-bakanlarımızdan birinin dâhiyane buluşu olan “Kurtuluş Devrimi” adını bile yakıştırıverir. Haliyle aklı başında insanlar bu durumu istihza ile karışık bir gülümseme ile karşılasalar da; eğitim ve kültür seviyesi düşük olan büyük kitleler, ortaya çıkan (zuhur etm.) bu kavram kargaşası yüzünden algısal dağınıklığın pençesine düşerler ki ‘aklını devrimle bozmak’ diye tarif edilen durum da budur cancağızlar.
 
Türkiye, bizim anladığımız şekliyle 1919–1922 yılları arasında bir Ba-ğımsızlık Savaşı vermiş; sonrasında da -kimilerine göre- 1923 ila 1928 arasındaki (Bu süre 1930’lara kadar da uzatılabilir.) dönemde köklü değişikliklere (devrim) sahne olmuştur. Söz gelimi (misal) hanedanlık rejiminden, demokrasi eğilimli (tandans) cumhuriyet idaresine geçilmiştir. Gerçekten de bu yönetim (regime) değişikliği, beş bin yıllık tarihimizin en büyük devrimlerinden birisidir. Türkçeyi insanlığın dimağına kazıyan bir Bilge Kağan; milletimizin “Allah’ın seçtiği kurtulmuş millet” olmasına vesile olan bir Saltuk Buğra Han ne kadar devrimci ise Cumhuriyet idaresine geçmemizi sağlayan Gazi Mustafa Kemal de o derecede büyük bir devrimcidir. Ama sonrasında gerçekleştirilen birçok uygulama devrim değil; devrimin kökleşmesi için yapılan yeniliklerdir (ıslahat). Buna da, o zamanın deyimi ile inkılâp ve ıslahatlar adı verilmiştir. Hatta ve hatta yapılan yeniliklerin, düzenlemelerin (ıslahat) Osmanlı Hanedanlığı döneminde başlayan yahut çeşitli sebeplerle başarılamayan girişimlerin bir devamı ve/veya tamamlayıcısı olduğu da söylenebilir. Keza Mustafa Kemal de, özellikle II. Abdülhamit döneminde girişilen ıslahatların (reform) neticesinde kurulan ve ‘laik’ eğitim veren okullarda eğitim görmüş ve bu girişimleri benimsediği içindir ki başa gelince, bir kısım Osmanlı aydınları gibi ikircikli ruh halleri sergilemeyerek, kafasına koyduğunu yapmıştır.  
 
Evet, cancağızlar! Ülkemizin, olaylar ve olgular yönünden hayli zengin bir rezerve, birikime sahip olduğu malumunuzdur. Hal böyle olunca da, Orhan Veli Kanık Bey’in ‘nasır’dan muzdarip garibanları gibi; ‘kavrama özürlü’ kavramzedeler ortalıkta cirit atmaktadır. Zira Atatürk ilke ve inkılâpları, yok evrim; yok toplumcu (sosyalist) demokrasi denilerek, eğilip bükülmüş ve devlet-millet bütünlüğü zedelenmiştir. Bu gafilâne tutum ve davranışlar ise ilk önce Gazi’ye haksızlıktır ve de saygısızlıktır. Kimilerinin, cesaret edip söyleyemediği “Atatürk aslında toplumcudur (sosyalist).” baklası, gırtlaklarda düğüm oladursun; ortada bir gerçek vardır ki o da Gazi’nin katıksız bir Türk milliyetçisi olduğudur. Ve yaptıkları da ortadadır. Hatta kültürümüzde bir nevi soysuzluk, başıbozukluk olarak adlandırılan ‘ihtilâl’ kavramını bile Gazi Mustafa Kemal ile birlikte anmaktan sıkılmayan akıl yoksulu güruhun ‘hoşaftan anlamayan hımar’ olmalarını bir yana bırakacak olursak; sorun devrimde değil, sözüm ona devrimci geçinenlerdedir. Kral-dan (kral) çok kralcılarda, yağcılarda, lanetullahçılarda, Leninci sıpalardadır. Ha bu arada, belki de hiç duymadığınız bir bilgiyi paylaşayım sizlerle. Bugün ‘Atatürk ilke ve inkılâpları’ olarak adlandırdığımız devrimi, bizzat Gazi Mustafa Kemal nasıl adlandırmıştı, biliyor musunuz? Türk inkılâbı (devrim) olarak!.. Ee ne demişler? Fazla söze ne hacet…
 
Serik–14.04.2008
Aziz Dolu Atabey      

 

 

Yorum Ekle


ÇANAKKALE
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam

Orhun Kitapevi

Destan Romanlar

GENÇLİKTE VERİLEN SÖZ
Tuva Türklerinin Alday Buvçu Destanı, 104 sayfa.
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL 
 
Reklam

URUMÇİ OLAYLARI

Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam

Misafirlerimiz

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün236
mod_vvisit_counterDün504
mod_vvisit_counterBu Hafta2089
mod_vvisit_counterGeçen Hafta3166
mod_vvisit_counterBu Ay4348
mod_vvisit_counterGeçen Ay14373
mod_vvisit_counterToplam203419

Çevrimiçi: 33
IP: 38.107.179.237
Tarih: 10 / 02 / 2012