Deli Gömlekleri

  • e-Posta

 

Temeline toprak, duvarına tuğla, çatısına demir, kapısına çelik olmaya gönül verdiğimiz Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bu yıl seksen dördüncü kuruluş yıldönümü kutlandı. Seksen üç yıllık süre zarfında birçok badireler atlatan, evladım dediklerinden ihanet; dostum dediklerinden kahpelik gören genç cumhuriyetimiz yine de yoluna de- vam etmektedir.
 
Son yıllarda, sonu “izm” ile biten çeşitli düşünce akımlarının ikliminde yaşayan bir takım entel-dantel çevreler “Ulus Devletlerin miyâdı doluyor.”, Türkiye bir mozaik tir.”, “Türkiye’nin temel sorunu demokratikleşmektedir.” gibi etnik özürlü olmaları ile de ilişkilendirilebilecek görüşler ortaya atmaktadırlar.
 
Gelin şimdi devletin varlığını, ülkenin bütünlüğünü sorgulamaya; milletin huzu runu bozmaya yönelik eylemleri bile “düşünce özgürlüğünü sonuna kadar kullanmak” olarak tanımla yan bu “izm”cilerin iyi niyetli olduklarını varsayalım. İyi niyetle yahut kit leleri etkilemek amacıyla söylenmiş olan “halkların kardeşliği”, “inanç birliği”, “küresel leşen dünya” gibi söylemler yine de izm’lere vitrin süsü olmaktan öteye geçememekte dir.
 
Aklı başında bir insanın vitrin süsüne tav olmak gibi bir hataya düşme lüksü yoktur. Asıl olan görüntü değil, özdür. İşin özü, işin aslıdır. Sorarım size, bir Sultan Galiyev vakası vitrinin gerisinde bütün çıplaklığı ile dururken hangi halkların kardeşli ğinden bahsedebilirsiniz ki? Ya da Filistin Kurtuluş Örgütü’nün, Bekaa’daki kampların da PKK’nın (Partiya Kalkaren Kurdiya) yıllarca silahlı eğitim aldığını bile bile hangi İs lâm Birliğini kuracaksınız? Dahası bir Lübnan faciası hafızalarınızda canlılığını korur ken hangi küreselleşmeden; hangi demokrasiden, ortak değerlerden bahsedeceksi niz?
 
Lübnan demişken, Sayın Bülent Arınç Bey’in, Ermeni Soykırımı safsatasını mil li meclislerinde (parlemento) tanıyan ülkelere kınama mektubu gönderdiğini; o ülkeler den birinin de Lübnan olduğunu biliyor musunuz? Ya tanıyan diğer ülkeleri? O ülkele re karşı nasıl bir tepki gösteriyorsunuz? Mesela o ülkelerin ürettiği malları almayarak, o ülkelere karşı kendi çapınız da ekonomik yaptırım uyguluyor musunuz?
 
Efendiler devlet olmak millet olmaktan geçer. Vitrin önlerinde durup, olmaya cak hayallere dalmak akıl karı değildir. Devlet yönetimi duygusallığı, boş hayalleri kal dırmaz. İşler akıl ve mantıkla yürütülür. Devletler arasında dostluk, kardeşlik masalla rından ziyade; ulusal çıkarlar konuşulur. Bunun aksini iddia etmek ise en nazik ifadey le safdilliktir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ise safdillerle değil aklıselimlere ihtiyacı vardır.
 
Toplumbiliminin (sosyoloji) kurucusu İbn-i Haldun, Mukaddime adlı dünyaca ün lü eserin de; aşiret yapısını koruyan ya da kozmopolit (karma, toplama) özellik göste-ren toplumların hiçbir zaman güçlü bir devlet, görkemli bir medeniyet kuramayacakla-rını, kursalar bile uzun ömürlü olamayacağını belirtmektedir. İbn-i Haldun’a göre gele-cek (istikbal), millet olma özelliği kazanmış toplumlarındır.
 
Toplumbiliminin (sosyoloji )verilerine dayanarak diyebiliriz ki, dünya ne işçi ile işveren arasında ne de papazla kral arasında pay edebilmeyi kaldırabilir. Bugün ins anlığın karşı karşıya kaldığı birçok sorunun temelinde bu tutarsız pay etme düşünce sinin yattığı da bir gerçektir.   
 
Tek kurşun atmadan, bir gecede ortadan kaybolan (!) Irak ordusu; işgal güçle rini çiçeklerle karşılayan Irak halkı, bizlere on dört asır öncesinden bir uyarıydı belki de . Ama İsrail askerlerine çay-kahve ikramı (service) yapan subayı ile güneyi yakılıp yıkılırken, eğlence kulüplerinde sabahlayan kuzeyi ile Lübnan bize gösterdi ki masa başında kurulmuş mozaik devletlerin ömrü ve gücü sınırlıdır. İzm’ciler, Türkiye’yi ve Türk Milleti’ni mozaik yapmaya çalışırken bunları da bir düşünmelidir. Ayrıca Türk Mil leti mozaik olmadığını Kurtuluş Savaşı ile dünya âleme göstermiştir zaten.
 
Gölgesi yeryüzüne düştüğünden beri şahlık vazifesini üstlenmiş olan Türk Mil letini mat etmek için her türlü yola başvuranların son silahları, mal bulmuş Mağribî gi bi sarıldıkları demokratikleşme vurgusu olmuştur. Çünkü Türk Devletinin yumuşak kar nını keşfettiklerini sanmışlardır. Demokratikleşme adına verilen onca tavize rağmen, ne Avrupalıların ikiyüzlülüğü sona ermiş ne de bölücü terörün önü alınabilmiştir. Hâl böyle olunca, aklıselim insanlar, devlet erkini elinde bulunduranlar kötek faslına geç meyip, niye tekdirle zaman kaybediyorlar diye sorgular olmuşlardır.
Yıllar önce Serik Lisesi’nde öğrenciyken, bir gazetede okuduğum, Cumhuriyet rejimiyle ilgili söyleşi (röportaj ) dikkatimi çekmişti. Söyleşide, adını hatırlamadığım bir şahıs “Cumhuriyetçi olmadan, Cumhuriyete kavuştuk. Bu nedenle beklide değerini bil miyoruz.” diyordu. Zira o yıllar oyların bir kilo pirince gittiği, insanların kime oy verdiği ni bile bilmediği bir dönemdi. Ya bugün dağdaki satılmışlar bir yana, ovadaki şımartıl mışlara ne demeli? Bunlar da cumhuriyetin, demokrasinin nimetlerinden faydalanar ak, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni yık maya, bölmeye çalışmıyorlar mı? İpekli boyun bağları (kravat) ile yetinmeyip, yağlı urganlara susayan bu insanlara ne diyeceksiniz?
 
Cumhuriyetçiyim, Milliyetçiyim, Devletçiyim… diyorsanız, kısacası Atatürkçü i-seniz, Türk Milletinin oyunla oynaşla uyuşturulamayacak, gündelik işlerle telaşlandırı lamayacak kadar büyük bir millet olduğunu da bilirisiniz. Dün Komünizm, Dadaizm di yenlerin iflah olmadığını bile bile, bugün de Kapitalizm, Pandaizm (Âcizane Çinciliğe, Çin hayranlığına verdiğim addır.) demenin bir anlamanın olamayacağını tahmin edebi lirisiniz. Yönünüzü Alpaslan’a, Abdülhamit’e, Atatürk’e dönersiniz. Zira eninde sonun da tarihin görkemli sayfaları geleceğe taşınacak ve dünya yine bu milletin işaret par mağının ucunda dönecektir. Bunun yolu da “izm” değerlerinden değil, “bizim” değerle rimizden geçmektedir. Ülkeyi, Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesine çevir-menin bir anlamı ve gereği yoktur dostlar. Zira büyük düşünürümüz Cemil Meriç Bey’-in de dediği gibi “İzm’ler idrakimize giydirilmiş deli gömlekleridir.” Sizce de öyle değil mi?
                                                                                                 
                                                                                                                          Aziz Dolu

 

 

Yorum Ekle


ÇANAKKALE
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam

Orhun Kitapevi

Destan Romanlar

GÖK BAYRAK AŞKINA
Uygur Türklerinin Abdurrahman Han Destanı, 112 sayfa.
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL 
Reklam

URUMÇİ OLAYLARI

Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam

Misafirlerimiz

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün105
mod_vvisit_counterDün440
mod_vvisit_counterBu Hafta1454
mod_vvisit_counterGeçen Hafta3166
mod_vvisit_counterBu Ay3713
mod_vvisit_counterGeçen Ay14373
mod_vvisit_counterToplam202784

Çevrimiçi: 36
IP: 38.107.179.237
Tarih: 09 / 02 / 2012