Ak Şafakta Yürüyüp Gidenler

  • e-Posta

 

Yolcular vardır alacakaranlıkta yürüyüp giden. Başlarında bere, boyunlarında atkı… Yüzlerinde buhar sıcaklığı… Ay ile haşır neşir olmuş ak şafaklarda… Bin bir türlü telaş, bin bir türlü heyecanla; umutla, huzurla… Gözlerinde hale hale parıltı… Yenlerine, kollarına, dizlerine, paçalarına sıvanmış hale hale bereket, lokma lokma rızk… Yüce Yaradan’ın, şerefli yarattıklarına bahşettiği lütuf… Çalışmak, en güzel ibadetlerden biri… Karınca gibi!
 
Karıncadan söz açıldı mı, çocukluk günlerim gelir aklıma. Ovada bayırda karınca güreşleri düzenlediğim, haylazlıkla geçen günlerimi düşünürüm. Sarı karınca, kanatlı karınca, kokar karınca, hele hele en cüsselisi olan kızıl karıncaya hiç rağbet etmezdim. Sonu mucizelere kalıyor olsa da, kızıl karıncaya karşı hep kara karıncayı seçerdim. Bunun sebebi, belki çok çalışkan oluşuydu; belki de ‘Kızıl Rusya’ ile ilgili olarak, çevrede sarf edilen, çoğu zaman da küfür gibi algılanan ‘Kızıl Komünist’ söyleminden etkilenmiş olmamdı. Kim bilir? Üstelik uzun kış gecelerinde hâlâ doksan üç harbinin hatıraları anlatılırken hem de… Vel hâsıl-ı kelam (sözün kısası), önadı (sıfat) kızıl olan hiçbir şeyi sevemedim gitti. Bu halet-i ruhiyemin (ruh hali) bir tek istisnası vardı. Kızıl Elma! Öyle ya, el-âlem yoluna inciler dizeceği kızıl saçlı, kızıl dudaklı Leylaların peşinde koşarken; Aslı’nın yoluna dişlerini döşeyecek Yesevî yolcularına da ihtiyaç vardı elbette. Haliyle biz de diş hekimlerini zengin ettik. Ne diyelim, Aslı’nın canı sağ olsun.
 
İster Kızıl Elmacı deyin, ister Yedi İklimci; ister Türk-İslam Birliği olsun dava, ister Turancılık… Sonuçta aynı kapıya çıkar. Niyet hayır olduktan sonra, akıbet de haliyle hayır olur. O kadar da inancımız vardır elhamdülillah. Hele de rehber, Kuran olduktan sonra! Bize Turancı diyen, devrancılıktan sabıkalı âleme gelince; âlem, bize âlemci der. Oysa aynaya baksa bir dansöz görecek kıvırıp duran. Dansöz olmaktansa, âlemci olmak daha makbûldür (iyi) elbette. Ama orasına burasına sıkıştırılıp duran parsalardan başı dönmüş bir halde iken, sığ dimağlıların bunu algılayabilmesi de beklenmemelidir. “Paranın köpeği olma; para, senin köpeğin olsun.” diyen Mevlana Celâleddin Hazretlerinin takvasına erişmek ne mümkün değil mi canlar?
 
Sabahın köründe, Çınaraltı durağında bekleyen insanları görmüşsünüzdür. Çoğu asgari ücretle çalışan, doğru dürüst sosyal güvencesi bile olmayan bu insanların yüzlerinde bir tebessüm, bir ışıltı (nur) vardır. Zira yüreklerinde kadere iman vardır. Asl’olan da bu değimlidir zaten. Yalnız, pamuk ipliğine bağlı olduğu söylenen imanın da taçlandırılması, kuvvetlendirilmesi elzemdir. Bu ise emeğe saygı göstermekle; emekçinin alın teri kurumadan, emeğinin karşılığını teslim etmekle olur ancak. Bunu kim söylüyor? Son Peygamber! O kim? Âlemlere rahmet olsun diye yaratılmış bir âdemoğlu… Bu sözdeki derin anlamı, güzelliği idrak edebiliyor musunuz? Beşer-şaşar Marks Efendinin; bülbülün yanında karga gibi kaldığını göremeyenlere acil şifa dilemekten başka ne yapılabilir ki? Ya emekçinin canını, kanını hatta ruhunu kemiren Kapitalcilere ne demeli? Hav hav diyemiyeceğimize göre… Geriye tek bir seçenek kalıyor. Hoş olmayacak ama yine de söyleyelim: Hoşt! Ha bu arada, sözümüz meclisten dışarı…


Aziz Dolu Atabey
 

Yorum Ekle


ÇANAKKALE
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam

Orhun Kitapevi

Destan Romanlar

ANADOLU’DAN YÜKSELEN SES
Türkiye Türklerinin İstiklâl Destanı, 192 sayfa .
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL 
Reklam

URUMÇİ OLAYLARI

Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam

Misafirlerimiz

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün281
mod_vvisit_counterDün504
mod_vvisit_counterBu Hafta2134
mod_vvisit_counterGeçen Hafta3166
mod_vvisit_counterBu Ay4393
mod_vvisit_counterGeçen Ay14373
mod_vvisit_counterToplam203464

Çevrimiçi: 37
IP: 38.107.179.240
Tarih: 10 / 02 / 2012