
Ey Türk genci! Unutma, unutturma. Bu topraklarda Türk’üm demek yasaklanmıştı. Bugün ismi cismi kalmamış bulunan Sovyetler Birliğinin dağılacağını öngörmek işkencelere uğramaya sebep oluyordu.
Büyük Atatürk’ün vefatı üzerine işbaşına gelen, yıllarca Atatük’ün gölgesinde kalmış İsmet İnönü yönetimi son yıllarını kavgalı geçirdiği, özellikle kendisini 1937’de Hatay konusunda korkak bularak görevden azleden Atatürk’e karşı bir intikam operasyonu başlattı.
İlk olarak Atatürk’ün Çankaya Köşkü’nün bahçesindeki heykeli kaldırıldı. Daha sonra paralardan ve pullardan resimleri çıkarıldı. Bunlarla yetinilmedi; devlet dairelerindeki resimleri de indirilerek Atatürk’ün maddi mirasına son büyük darbe vuruluyordu.
İnönü, bitmek tükenmek bilmeyen bir hırsla Atatürk’ün yerini almaya çalışıyordu. Sıra, Atatürk’ün manevi mirasına girmişti. “Yegane fahirin Türk olarak yaratılmamdır” diyen ulu önderin elbette manevi mirası büyük Türklük ülküsüydü. Aynı hız ve vahşilikle Türklük’e saldırılmaya başlandı. Tarihi eserler, kültürel değerler hızla yok ediliyordu. Yabancı güçlere karşı bitmek bilmeyen kompleks ve korkusu İsmet İnönü’yü Türk milliyetçilerinin üzerine sevketmişti. Bugünün gerçeği olan bağımsız Türk cumhuriyetlerinden bahsettikleri için, Sovyetler Birliğinin yıkılacağını önceden öngördükleri için yani sadece hakkı, hakikati söyledikleri için Türkçüler bir bir tutuklanmaya başladı.
Tek suçları Türk olmak, Türklükleriyle övünmek ve siyasi bir öngörüye sahip olmaktı. Alparslan Türkeş, Atsız, Zeki Velidi Togan, Nejdet Sançar, Fethi Tevetoğlu, Hikmet Tanyu, Reha Oğuz Türkkan, Orhan Şaik Gökyay, Hasan Ferit Cansever gibi hepsi birbirinden değerli 27 Türkçü tutuklanarak en acımasız işkencelere uğradılar. Basiretsiz İsmet İnönü’nün basiret sahiplerini anlamasına imkan yoktu. İşte bu sinsi ve vahşi saldırılar karşısında büyük Türk gençliği Ankara garından 3 Mayıs 1944 günü Türkçüler’in yargılanacağı Ulusdaki duruşma salona yürüyerek Türkiye’de Türklük’ün yargılanmasını protesto ettiler. Başlarını Osman Yüksel Serdengeçti’nin çektiği gençlere karşı İnönü taassubunun şiddetli tepkisi gecikmedi. Ve Türkçüler, kendilerinden emin olarak, söylediklerinin bir gün gerçekleşeceği iddiası ile o gün ki mağduriyetin bir zafere dönüşeceğini biliyorlardı ve bu çileli 3 Mayıs gününü bayram ilan ettiler.
Ey Türk genci! Unutma, unutturma. Bu topraklarda Türk’üm demek yasaklanmıştı. Bugün ismi cismi kalmamış bulunan Sovyetler Birliğinin dağılacağını öngörmek işkencelere uğramaya sebep oluyordu.
Ey Türk genci! Çileyi bayram kılan bu zafer senindir, 3 Mayıs senin bayramındır. Kutlu olsun.
Atsız'ın Ağzından 3 Mayıs
3 Mayıs Türkçülüğün tarihinde bir dönüm noktası oldu. O zamana kadar yalnız duygu ve düşünce olan, edebi ve ilmi sınırları pek de aşmıyan Türkçülük, 1944 yılının 3 Mayısında birdenbire hareket oluverdi.
Ali Suaviler, Süleyman Paşalar, Mehmen Eminler, Ziya Gökalplar, Rıza Nurlar yalnız duygu, düşünce, iş Türkçüsü idiler. Hareket Türkçüsü olmamışlardı. Çırağan baskını Türkçü Ali Suavinin siyasi bir hareketiydi. Bunun Türkçülükle ilgisi yoktu. Sıhhiye Vekili olduğu zaman gayri Türkleri atarak yerine Türkleri yerleştiren Rıza Nur fiili Türkçülük yapıyordu. Fakat bu da hareket değildi.
Türkçülükte ilk hareketi 3 Mayıs 1944 Çarşamba günü, Ankara'daki birkaç bin meçhul Türk genci yaptı. Bu bakımdan Türkçülük tarihinde onların hususi bir şerefi vardır
Bundan sonra 3 Mayıs Türkçülerin günüdür. Ona bir bayram diyemiyeceğiz.Çünkü yıllarla süren büyük ızdırabımız o gün başlamıştır. Ona bir matem demek de kabil değildir. Çünkü bunca sıkıntıların arasında bize büyük bir imtihan vermek, yürekliyle yüreksizi er meydanında denemek, yahşı ile yamanı ayırmak fırsatını vermiştir. O güne kadar tehlikelerden gafil bir çocuk toyluğu ile yürüyen Türkçülük 3 Mayıs'ta gafletten ayrılmış, maskelerin arkasındaki iğrenç yüzleri görmüş, can düşmanlarını tanımış, dost sandığı hainleri ayırt etmiş, hayalin yumuşak bulutlarından gerçeğin sert topraklarına düşmüştür.Böyle sağlam bir sonuca varmak için çekilen bunca sıkıntılar boşa gitmiş sayılmaz. Bundan dolayı biz 3 Mayıs'a Türkçülerin günü deyip çıkıyoruz.
Hoşlanmayanlar onu benimsemesin. Yalnız kendilerine benzeyenler, yani Türke benzemeyenler onu yadırgamasın. Biz 3 Mayıs'ı sevmekte devam edeceğiz.
Türkçülük, tek sandığı düşmanına karşı 3 Mayıs hareketini yaparken onun çift olduğunu acı bir deneme ile öğrendi. Bu milli hareketin zaferinden korkan Türkçülük düşmanları, Türkçüleri ortaçağı andıran vahşetlerle hapse atılır ve aleyhlerinde türlü yayınlar yapılırken, onları tartışmaya çağırmak garabetini de gösterdiler. Tarih bunu bağışlamayacak ve Türkçüler günü olan 3 Mayıs, bir gün Türklerin günü olunca onlar tarihin büyük mahkemesinde layık oldukları akıbete uğrayacaklardır.
Türkçüler Toplu veya yalnız, her yerde 3 Mayısı analım. Analım ve Kür Şadın hatırasını yüceltelim...
Ne mümkün zulm ile bidad ile imha-ı hürriyet,
Çalış, idraki kaldır muktedirsen ademiyetten!
Hüseyin Nihal Atsız
Sonkale.org-KamuGazetesi.com-EdebiyatçıTÜRK.com

































Yorumlar
Üstünlük takvadadır, adına kurban olurum,
Sana bin defa ölürüm, bin defa dirilim,
Anama alyazma, bacıma al türban olurum,
Türk’ün dostu Türk’tür, ben onu çok iyi bilirim,
Biz Ortaasya’ya Âdem Babamızdan türedik,
Zafer İslam’ın, bükülmez güç Türk’ün gücü dedik,
Ata bindik, kımız içtik, helal lokma yedik,
Türk’ün dostu Türk’tür, ben onu çok iyi bilirim,
Ayının postunda dost arama, Türk’e dost olmaz,
Elin Hans’ından, Volga’sından kaşarlı tost olmaz,
Hele Puşt Amcandan mı, inan ki kıllı post olmaz,
Türk’ün dostu Türk’tür, ben onu çok iyi bilirim,
Vuslat Türk’tür, iki cihana adını yazacak,
Türk’ün adını gökyüzüne kalemle kazacak,
Haddini bilmeyene mesir macunsuz azacak,
Türk’ün dostu Türk’tür, ben onu çok iyi bilirim,
Ali ÖZDEMİR
02.05.2011 – 22:55
Türk'ün dostu Türk'tür, diyen dilinizden ve kaleminizden Türklük eksik olmadıkça Türk'ün varlığı zarar görmeyecektir, İnşaallah.
Allah Türk'ü ve Türk yurtlarını korusun.
Saygılarımla, şair dost...
Gönül birliğimiz sürdüğü sürece, dilimizde dökülenleri paylaşmak boynumun borcudur.
Allah'a emanet olun...
Ali ÖZDEMİR