BOZACININ ŞAHİDİ ŞIRACI

  • e-Posta
                                                  Kafkas Cephesinde Sarıkamış Harekâtına katılan
                                                Düşmana ve dondurucu soğuğa rağmen ayakta kalan
                                             Savaş sonrası terhisle Gazi olarak memleketine yol alan
                                         Yürüyerek dağ bayır aştığı yollarda aç ve susuz perişan olan
                                           Çareyi, Allah misafiri rastladığı bir köye uğramakta bulan
                                            Ancak etrafı, civar sakini vatan haini Ermenilerce sarılan
                                              Türk askeri olması sebebiyle yüzüne kin ve kan kusulan
                                                Eli ve ayağı bağlanarak, hunharca işkenceler yapılan
                                                 Nihayet boğazı kesilerek, başı gövdesinden ayrılan
                                                    Mamoraş Dedem Vezir YAŞAR’ın ölümsüz ruhuna...
 
Diyelim ki doğru…
Zülfükâr kılıç gibi kınından çektik öfkeyi
Hançer yarası kanayan sırtımızın acısıyla
İhanete ölüm saçtık…
Kadınlarımız geride
Erlerimiz cephede
Kan sıçradı paylaştığımız ekmeğe
Dualar gölgesinde ellerimizi Yaradan’a açtık…
Hayır mıdır
Şer midir içinde bulunduğumuz ahval-ı ruhiye
Bilinmez…
El eteğimize yapıştı
Biz kendimizden kaçtık...
 
Diyelim ki doğru…
Kaderimiz kötü
Talihimiz teres
Acılar kör etti ocağımızı
Kundaklanmış ateşler yüreğimizi yaktı…
Evimiz barkımız kül başımıza
Kurşunlar çağalarımızı yetim bıraktı...
Karşımızda hatırlı düşman
Arkamızda sinsi hain
Vurdular çifte mavzer
Vurdular el aman
Fevrimiz döndü
Gözlerimiz şimşek şimşek çaktı…
Döşümüze vuran eli mi kınayalım
Kanımıza giren döle mi yanalım
Yeter be yeteer!..
Anamızdan emdiğimiz süt
Burnumuzdan fitil fitil aktı…
 
Biz değil miydik
Ayağınız kaydığında elinizi tutan…
Değil miydik; hastalandığınızda yanınızda yatan…
Biz değil miydik ah!..
Varlığınıza sebep dağlarda tüfek çatan…
Değil miydik; inançlarınıza özgürlük katan…
 
Ne dalınızı zedeledik
Ne gülünüzü tepeledik…
Ne elinizi iteledik
Ne dilinizi engelledik…
 
Zenginliğimizde akil iken
Fakirliğimizde cahil mi olduk…
Güçlü iken adil idik
Zayıf iken katil mi olduk…
 
Üç kıtayı
Beş denizi önünüze serdik…
Giymedik, giydirdik…
Yemedik, yedirdik…
Âlemlere rahmet peygamber desturuyla
Üstünüze bir gül gibi titredik…
Ne karşımızda asker ettik sizi
Ne dağda çoban!..
Başımızda kavuk gibi hep yücelerde gezdirdik…
 
Kapalı çarşıda sarraf oldunuz
Hanlarda esnaf…
Parayı buldunuz
Boğaza nazır yalılara doldunuz…
Taht katında zarif kuldunuz
Tebaada arif…
Yüz buldunuz
Türk Halkını hakir kıldınız…
Çanlar çaldınız, kiliselere daldınız…  
Karar aldınız, meclise mebus saldınız…
 
Soyunuz kurusun ulan!.. Soykırım mıdır bu?
Yoksa inancımız gereği hoşgörü mü?
 
Hem suçlusunuz
Hem güçlü...
Hem linç edersiniz
Hem öç güdersiniz…
 
Hep taçlısınız
Hep haçlı...
Hep hiç dersiniz
Hep piç gidersiniz…
 
Adam olun
Mert olun
Bir kere de dürüst olun…
Dağlarda eşkıya sürüsü
Hoyratça esmediniz mi?
Gece korumasız köylerimizi
Dört koldan basmadınız mı?
Ayaklarınızın altında dedelerimizi
Kör bıçak kesmediniz mi?
Çığlıklarına rağmen ninelerimizin
Koynuna pusmadınız mı?
Susmasanıza ya suratsızlar!..
Asmadınız mı çalılara gelin kızlarımızın tumanlarını?
Beşikteki bebeklerimize
Zehir kan kusmadınız mı?
 
Yetmedi…
Ya yetişmiş genç fidanlarımız…
Diplomat beyinlerimiz…
Barış elçisi insanlarımız…
Dünyanın gözü önünde
Güpegündüz bombalamadınız mı?
Kırılası ellerinizle kurşunlara dizmediniz mi?
 
Şimdi gitmiş
Bozacının şahidi şıracı hesabı
Beybabalarınıza ağlıyorsunuz…
Kanlı gömleklerinizin üstüne
Sözde karalar bağlıyorsunuz…
Timsah gözyaşlarınızla
Tombik lobilerinizi yağlıyorsunuz…
Dünya da hödük ya
İnanıyor yalanlarınıza
Toprak taleplerinize koltuk sağlıyorsunuz…
 
O beybabalarınız ki
Bizleri iyi tanır…
Maraş`ta Sütçü İmam`ı
Antep`te Karayılan`ı
Urfa`da Meçhul Asker`i düşündükçe
Kalıbından utanır…
Kimsenin yaptığı yanına kar kalmaz
Bugün göz kırpsa
El sallasa da dağdaki benzerlerinize
Yarın ettiklerine fazlasıyla katlanır…
 
Allah şahit
Sen şahitsin Ağrı Dağı
Ağrılarımıza tanıksın…
Keşke dilin olsa da konuşsan Aras ırmağı
Sen ki; akan kanlarımıza kanıksın…
Fettan bakmayınca tarih yalan söylemez
Dokuz köyden kovulan Anadolu toprağı 
Köz düşmüş bağrımız gibi yanıksın…
 
Ve sen…
Ve ben…
Yani biz…
Ey Şehit Evladı!..
Kahraman Türk Halkı!..
Cellâdın cihanda yargıç
Sen sehpada sanıksın…
Su uyusa
Uyumak yok
Düşmana karşı daim uyanıksın…
 
Aha buraya yazıyorum…
İhanetin hesabı sorulmazsa eğer
Gök girsin, kızıl çıksın…

Ali YAŞAR

 

Yorum Ekle


ÇANAKKALE
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam

Orhun Kitapevi

Destan Romanlar

KÜÇÜK AVCI
Altay Türklerinin Mağday Kara destanı, 111 sayfa.
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL 
Reklam

URUMÇİ OLAYLARI

Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam

Misafirlerimiz

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün105
mod_vvisit_counterDün440
mod_vvisit_counterBu Hafta1454
mod_vvisit_counterGeçen Hafta3166
mod_vvisit_counterBu Ay3713
mod_vvisit_counterGeçen Ay14373
mod_vvisit_counterToplam202784

Çevrimiçi: 36
IP: 38.107.179.238
Tarih: 09 / 02 / 2012