- Acaba ne kazanırım?
- Getirisi olacak mı?
- Görevde yükselmeme faydası olur mu?
- Alkışlanır mıyım?
- Maddi kaybım olur mu?..
- Bu devirde böyle yerlerde görünmek doğru değil.
- Şöyle bir görünür kaybolurum.
- Geçmişte yaşananlar bizi ilgilendirmez… Demediler.
Aksine;
“Onlar, Bizim Çocuklardı”…
Ocaklıydılar…
Bu mübarek Ocağa yıllarca;
Yürekleriyle ateş,
Gözleriyle su taşıdılar.
Hepimiz gibi…
“Hakkın rahmetine kavuşmuş ağabeylerimizin ruhları için Mevlid-i Şerif okutulacaktır. Katılımınız bizleri onurlandıracaktır.” Diyerek bizleri vefalı olmaya çağırdılar. Hem de Altmış iki kişilik bir listeyle. Kimler yoktu ki listede… Aliosman Gencer ağabeyimden, cefakar Hilmi Abime, Süleyman Coza hocamdan, Mehmet Ulutaş müdürüme, duayen Enver Öztürk’ten, çayını içmeden Sarayköy yolundan geçemediğimiz Mücteba Bozan’a…
Büyük bir çoğunluğuyla hasbıhal etme şerefine nail olduğumuz dava damlarıydı bunlar. Şakalaştığımız günleri acı bir tebessümle, defnettiğimiz günleri buğulanan gözlerle hatırladık. İçimizden de olsa yeniden helallik diledik. Kaybettiğimiz değerlerin ne kadar büyük olduğunu, yine kaybettikten sonra anlamanın burukluğunu yaşadık. Birbirimize gösteremediğimiz gözyaşlarını göz pınarlarına hapsettik. Özlemlerimizi dillendirdik. Kaç yıl değil “Adam” gibi kaç yıl yaşadığımızı sorgulamamız gerektiğini gördük. Ölümsüzlük şerbetinden içip, cennet lokmalarının tadına baktık…
Bütün bu duyguları bizlere kim ve niçin yaşatmıştı? Amaçları neydi? Ne yapmak istiyorlardı?.. Her cevabını bulduğumuz soruda daha bir duygulandık. Keşke biz de Ocağımıza “Yüreklerimizle ateş, gözlerimizle su taşıyabilsek” diye iç geçirdik…
Evet, Ocaklılardı bunlar… Hepsi de pırıl pırıl gençler... Tıpkı yad ettikleri, ruhlarına Fatihalar gönderdikleri ağabeyleri gibi tertemiz duygu ve düşüncelerle bir araya gelmişler, “Vefa”nın yalnızca İstanbul’da bir semt olmadığını biz büyüklere hatırlatmak istemişlerdi. Utandık… Gururlandık… Bizler de “Ocaklı mıyız?” diye kendimize sorduk... Utandık, çünkü biz büyükler böyle organizasyonlara ön ayak olmalıydık. Geç kalmanın ezikliğini yaşadık. Gururlandık, çünkü böyle ulvi bir amaç için Allah’ın evine çağrılmış, hatıralarımızı yad etmiş, dostlarımızla görüşmüştük. Bizler de “Ocaklı mıyız?” diye kendimize sorduk, burada olduğumuza göre demek ki Ocaklı adayıydık...
Ocak Başkanımız Hakan Cengiz başta olmak üzere bu organizasyonda emeği geçen herkesten Allah razı olsun. Sizlere ne kadar teşekkür etsek azdır. Sayenizde çok özel bir gece yaşadık. Gönül defterinin eski sayfalarını karıştırıp, “Vefa” adlı yeni bir sayfa açtık. İlk satıra, bir damla gözyaşından oluşan mürekkeple; “Hakkın rahmetine kavuşmuş Ocaklılar ruhunuz şad olsun!” yazdık. Ruhunuz Şad Olsun Eskimeyen Ocaklılar!
AHMET AYKOL
TÜRKAV ŞUBE BAŞKANI
Şehitler Ölmez, Vatan Bölünmez!
Türkçe Düşün, Türkçe Konuş, Türkçe Sev, Umudun TÜRKÇE Olsun!






























Yorumlar
Biz buradayız. Eskiyenler ise başka başka yerlerde. Kimi ağarmış, kimi kızarmış... En iyisi dorduğu yerde dosdoğru durup davasını savunmaya devam eden abilerimiz.
Ellerine sağlık hocam.