KABOTAJ BAYRAMI!

  • e-Posta

1 Temmuz 1926. Türk Denizlerinde 391 yıldır devam eden kapitülasyonların sona erdirildiği gün. Bu günden sonra yurdumuzda deniz taşımacılığı yalnızca Türk bayraklı gemiler ve Türk insanıyla yapılmaya başlanmıştır. Üç tarafı denizlerle çevrili ülkemiz böylece bütün dünyaya; yalnızca toprak değil, suların da hakimiyiz mesajını vermiştir. Genç Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu mesajın daim olması için de 1 Temmuz’u Kabotaj Bayramı ilân etmiştir.

Atatürk 1937 yılında hükümet programını açıklarken,denizciliğe verdiği önemi çok net bir biçimde şu sözlerle belirtmiştir. "......Denizcilik sadece ulaştırma işi değil, iktisadi iş olarak anlaşılacak ve tersaneler, gemiler, limanlar ve iskeleler inşa edilecek, deniz sporları kulüpleri kurulacak ve korunup geliştirilecektir. Çünkü; Toprakların ucu deniz olan bir milletin sınırını, halkının kudret ve yeteneğinin hududu çizer. En uygun coğrafi konumda ve üç tarafı denizlerle çevrili olan Türkiye; endüstrisi, ticareti ve sporu ile en ileri bir denizci millet yetiştirmek yeteneğindedir. Bu yetenekten yararlanmasını bilmeliyiz. Denizciliği, Türk'ün büyük milli ülküsü olarak düşünmeli ve onu az zamanda başarmalıyız....."

Aradan geçen zamanda biz ne yaptık? Birçok konuda olduğu gibi bu konuda da çuvalladık, masa başında kaybettik. Denizciliğimizi geliştirmek, karasularımızda hakimiyetimizi güçlendirmek yerine kazanılmış haklarımızı tehlikeye attık. AB ile yapılan anlaşmalara paralel olarak Kabotaj Bayramını bile tabiri caizse sulandırdık. Geçtiğimiz Perşembe günü 1 Temmuz “Denizcilik ve Kabotaj Bayramı”nı kutladık. Hem de boğazlardan tehlikeli maddelerin geçişini seyredip, acaba ne zaman bir gemi felaketi yaşayacağız korkusunu iliklerimize kadar hissederek, karasularımızdan Rum bandralı gemilerin bile geçişine izin vererek... 

Benim Kabotaj Bayramım; yağlı direkten bayrak alma, boğazı yüzerek geçme olarak daima hafızamda yaşayacak. Ancaak; Atatürk'ten Piri Reis'e, Turgut Reis'ten Cezayirli Hasan Paşa'ya, Uluç Ali Reis'ten Dumlupınar, Ertuğrul ve Kocatepe şehitlerine kadar denize ve denizciliğe gönül vermiş, ömrünü bu ülkenin denizleri uğruna tüketmiş tüm geçmişimize kendimizi nasıl affettireceğimizi bilmiyorum, bilemiyorum. Dahası çocuklarımıza bütün bunları nasıl açıklayacağız? “Özür dileriz çocuklar” demek yetecek mi? Yetmese de yapacak bir şey yok. Özür dileriz çocuklar!

Ahmet AYKOL
TÜRKAV Şube Başkanı

 

Yorum Ekle


ÇANAKKALE
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam

Orhun Kitapevi

Destan Romanlar

Manas'ın Oğlu
Kırgız Türklerinin Manas Destanı'nın ikinci bölümü, 110 sayfa.
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL  
Reklam

URUMÇİ OLAYLARI

Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam

Misafirlerimiz

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün52
mod_vvisit_counterDün440
mod_vvisit_counterBu Hafta1401
mod_vvisit_counterGeçen Hafta3166
mod_vvisit_counterBu Ay3660
mod_vvisit_counterGeçen Ay14373
mod_vvisit_counterToplam202731

Çevrimiçi: 16
IP: 38.107.179.236
Tarih: 09 / 02 / 2012