Cuma gece yarısı yine yüreklerimize ateş düştü... Yine yaralarımıza tuz bastılar... Yine anaların gözyaşları sel oldu... Yıllardır olduğu gibi yine kahrolduk. Çaresizlik girdabında kıvrım kıvrım kıvranıyoruz… Çareyi belki biliyoruz da uygulanamamasına kahroluyoruz. Elimizden terörü kınama ve tel’inden başka bir şey gelmemesinin üzüntüsünü yaşıyoruz…
Ne yazık ki geçtiğimiz cumartesi günü 11 vatan evladını şehit verdik. Hakkari'nin Şemdinli İlçesi Günyazı Köyü'nün Tanyolu Mezrası, Mezar gediği Bölgesi'nde bulunan Tekeli Jandarma Sınır Taburuna bağlı sınır bölüğünün üs bölgesi, PKK'lı teröristlerin saldırısına uğramış. Beş saat süren çatışma sonucu 9 Mehmetçiğimiz şehit olmuş. 14 tane de yaralımız var. Kaçan teröristleri takip eden askerlerimizin uğradıkları mayınlı saldırı da 2 Mehmetçiğimiz şehit olmuş, ikisi de yaralı. Yalnızca açılım safsatası başlayalı şehit sayımız 128’i bulmuş.
Filistinli kardeşlerimiz için dünyayı ayağa kaldıranların, sözde insan hakları savunucularının şehit haberlerine gelince takındıkları tutum ise oldukça düşündürücü. Her şehit haberinden sonra akıllarda soru işareti bırakacak açıklamalar yapılıyor. Terör örgütünden daha çok Türk Silahlı Kuvvetleri zan altında bırakan açıklamalar ön plana çıkarılıyor. Bu bilmeyerek yapılıyorsa gaflettir. Bilerek yapılıyorsa tek kelimeyle ihanettir.
Bir siyasi “Genelkurmay’dan tatmin edici bir açıklama bekliyorum” diyor. Bir başkası televizyona çıkıp; Şemdinli’deki saldırının “demokratik açılım”dan rahatsızlık duyan kesimler tarafından gerçekleştirildiğini iddia ediyor. Hele birileri var ki bunlara siyasetçi demek ne derece doğru bilmiyoruz çünkü açıklamaları terör örgütünden farksız. “10-20-100 bin insan daha öldürseniz, 10 bin insan daha cezaevine tıksanız, bir milletvekili değil BDP’nin 20 milletvekilini de öldürseniz, tüm belediye başkanlarını öldürüp cezaevine atsanız, bu sorunun şiddet yöntemiyle, baskıyla, zulümle çözemeyeceksiniz” diyor. Yetmiyor, “Kürtlerde meşhur bir deyim vardır. “Biz boş testiyi dolu testiye çarparız” bizim kaybedecek bir şeyimiz yok. Varsın testisi dolu olanlar düşünsün” sözleriyle devleti tehdit ediyor...
Neler oluyor Allah aşkına? Teröre bu kadar kurban vermeye mahkûm muyuz? Gencecik fidanlarımızın kurumasına daha ne kadar seyirci kalacağız? Daha ne kadar aşiret artıklarını kırmızı halılarla karşılayacağız? Daha ne kadar kandilden fırlatılan mermilere Mehmetçiklerimizi siper edeceğiz? Daha ne kadar ABD’nin “bilgi paylaşımı” aldatmacasına boyun eğeceğiz? Daha ne kadar bebek katilinin hücresinden terör örgütüne emirler yağdırmasını görmezlikten geleceğiz? Daha, daha, daha…
Yeter Artık! “Bu Kaçıncı?” diye sormak istemiyoruz. “Kanları yerde kalmayacak!” edebiyatında da bıktık. Kanlarını yerde koymayın. İçerideki terör örgütü mensuplarını ve yandaşlarını yüce Türk Adaletine teslim edin. Meclisteki uzantılarının dokunulmazlıklarını kaldırın. İmralı’nın sesini kesin. Kadınların ve çocukların arkasına saklanıp bölücülük yapanlara izin vermeyin. Masum insanları bu eşkıya sürüsünün etki alanından kurtarın. Gerekiyorsa Kuzey Irak’taki inlerinin tamamını yerle bir edin. “Mesut abi!” karşı çıkarsa onu da korumaya çalıştığı terörist artıklarıyla birlikte gömün.
Terör yalnızca güvenlik kuvvetlerimizin değil hepimizin ortak belasıdır. Kurtulmak için el ele, gönül gönüle vermeliyiz. Moral değerlerimizi yüksek tutmalıyız. Bir, iri ve diri olmalıyız. Vatanımızı bölmeye çalışanlar, Ay-Yıldızlı bayrağımızın yerinde başka paçavraları hayal edenler boşuna heveslenmesinler. Vatan toprağı kutsaldır. Bin yıldır böldürmedik, binlerce yıl da bölemeyecekler. Kin ve düşmanlık tohumları ekmek isteyenlerin hevesleri geçmişte olduğu gibi gelecekte de kursaklarında kalacak. Anayasamızda ifadesini bulan Türk Milleti asla buna müsaade etmeyecektir. Terörden medet uman katiller, bunları maşa olarak kullananlar, bundan rant elde etmeye çalışanlar da gün gelecek akıttıkları kanda boğulacaklardır.
AHMET AYKOL
TÜRKAV ŞUBE BAŞKANI
Ne yazık ki geçtiğimiz cumartesi günü 11 vatan evladını şehit verdik. Hakkari'nin Şemdinli İlçesi Günyazı Köyü'nün Tanyolu Mezrası, Mezar gediği Bölgesi'nde bulunan Tekeli Jandarma Sınır Taburuna bağlı sınır bölüğünün üs bölgesi, PKK'lı teröristlerin saldırısına uğramış. Beş saat süren çatışma sonucu 9 Mehmetçiğimiz şehit olmuş. 14 tane de yaralımız var. Kaçan teröristleri takip eden askerlerimizin uğradıkları mayınlı saldırı da 2 Mehmetçiğimiz şehit olmuş, ikisi de yaralı. Yalnızca açılım safsatası başlayalı şehit sayımız 128’i bulmuş.
Filistinli kardeşlerimiz için dünyayı ayağa kaldıranların, sözde insan hakları savunucularının şehit haberlerine gelince takındıkları tutum ise oldukça düşündürücü. Her şehit haberinden sonra akıllarda soru işareti bırakacak açıklamalar yapılıyor. Terör örgütünden daha çok Türk Silahlı Kuvvetleri zan altında bırakan açıklamalar ön plana çıkarılıyor. Bu bilmeyerek yapılıyorsa gaflettir. Bilerek yapılıyorsa tek kelimeyle ihanettir.
Bir siyasi “Genelkurmay’dan tatmin edici bir açıklama bekliyorum” diyor. Bir başkası televizyona çıkıp; Şemdinli’deki saldırının “demokratik açılım”dan rahatsızlık duyan kesimler tarafından gerçekleştirildiğini iddia ediyor. Hele birileri var ki bunlara siyasetçi demek ne derece doğru bilmiyoruz çünkü açıklamaları terör örgütünden farksız. “10-20-100 bin insan daha öldürseniz, 10 bin insan daha cezaevine tıksanız, bir milletvekili değil BDP’nin 20 milletvekilini de öldürseniz, tüm belediye başkanlarını öldürüp cezaevine atsanız, bu sorunun şiddet yöntemiyle, baskıyla, zulümle çözemeyeceksiniz” diyor. Yetmiyor, “Kürtlerde meşhur bir deyim vardır. “Biz boş testiyi dolu testiye çarparız” bizim kaybedecek bir şeyimiz yok. Varsın testisi dolu olanlar düşünsün” sözleriyle devleti tehdit ediyor...
Neler oluyor Allah aşkına? Teröre bu kadar kurban vermeye mahkûm muyuz? Gencecik fidanlarımızın kurumasına daha ne kadar seyirci kalacağız? Daha ne kadar aşiret artıklarını kırmızı halılarla karşılayacağız? Daha ne kadar kandilden fırlatılan mermilere Mehmetçiklerimizi siper edeceğiz? Daha ne kadar ABD’nin “bilgi paylaşımı” aldatmacasına boyun eğeceğiz? Daha ne kadar bebek katilinin hücresinden terör örgütüne emirler yağdırmasını görmezlikten geleceğiz? Daha, daha, daha…
Yeter Artık! “Bu Kaçıncı?” diye sormak istemiyoruz. “Kanları yerde kalmayacak!” edebiyatında da bıktık. Kanlarını yerde koymayın. İçerideki terör örgütü mensuplarını ve yandaşlarını yüce Türk Adaletine teslim edin. Meclisteki uzantılarının dokunulmazlıklarını kaldırın. İmralı’nın sesini kesin. Kadınların ve çocukların arkasına saklanıp bölücülük yapanlara izin vermeyin. Masum insanları bu eşkıya sürüsünün etki alanından kurtarın. Gerekiyorsa Kuzey Irak’taki inlerinin tamamını yerle bir edin. “Mesut abi!” karşı çıkarsa onu da korumaya çalıştığı terörist artıklarıyla birlikte gömün.
Terör yalnızca güvenlik kuvvetlerimizin değil hepimizin ortak belasıdır. Kurtulmak için el ele, gönül gönüle vermeliyiz. Moral değerlerimizi yüksek tutmalıyız. Bir, iri ve diri olmalıyız. Vatanımızı bölmeye çalışanlar, Ay-Yıldızlı bayrağımızın yerinde başka paçavraları hayal edenler boşuna heveslenmesinler. Vatan toprağı kutsaldır. Bin yıldır böldürmedik, binlerce yıl da bölemeyecekler. Kin ve düşmanlık tohumları ekmek isteyenlerin hevesleri geçmişte olduğu gibi gelecekte de kursaklarında kalacak. Anayasamızda ifadesini bulan Türk Milleti asla buna müsaade etmeyecektir. Terörden medet uman katiller, bunları maşa olarak kullananlar, bundan rant elde etmeye çalışanlar da gün gelecek akıttıkları kanda boğulacaklardır.
AHMET AYKOL
TÜRKAV ŞUBE BAŞKANI



























