Doğruluk, dürüstlük, güvenilirlik birbirine yakın ama birbirlerinden farklı kavramlardır. Toplum olarak zaman zaman birini diğerinin yerine kullanmamızın sebebi kavram kargaşasından çok bu kelimelere verdiğimiz değerdendir diye düşünüyorum. Bu kelimelerle anılan insanlar toplumun değer verdiği, adam gibi adamlardır. Bu üç vasfı taşıyan esnafın kağıt parçalarına ihtiyacı yoktur.
Bu üç vasfı taşıyan memurun sürekli gözetime, denetlenmeye ihtiyacı yoktur. Bu vasıfları taşıyan insanların sözü senettir. Banka kredisine, kefile, sermayeye ihtiyaçları yoktur. Bu vasıflar size para, makam, mevki… kazandırabilir amma, para ile güvenilirlik, dürüstlük, doğruluk satın alamazsınız. Makam ve mevkiinizi kullanarak doğru, dürüst ve güvenilir olamazsınız.
Günümüz toplumunun en büyük sıkıntısı bu kavramların değerini anlayamaması, her şeyi maddiyat ile ölçmesi, her değerin hatta herkesin bir fiyatının olduğu varsayımının bütün toplum tarafından kabul görmesidir. Yapılan anketlerde başta medya olmak üzere birçok kurum ve kuruluşun güvenilirliğini kaybettiği bir toplumda yaşamamızı başka nasıl izah edersiniz? Bu sorun yalnızca bizim sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Bu kavramlar bütün insanlık için ortak değerlerdir. Bu kavramları tahrip etmek insanlığın ortak değerlerini katletmektir. Korkarım ki insanlık alemi olarak bunu başardık.
Dünyada “ülkelerin dostluğu çıkar ilişkilerinden ibarettir” felsefesinin yerleştiğini görüyoruz. Öyle olmasa savaşlar olur muydu? Karabağ’da Azeriler katledilirken İran, Ermenistan’ın değirmenine su taşır mıydı? ABD, dünyanın öbür ucundan gelip sınır komşumuz olur muydu? Bosna’da katliama seyirci kalınır mıydı? Doğu Türkistan, Çin mezalimi altında inim inim inler miydi? Ermeni soy kırımı diye bir yalana AB ülkeleri ve ABD çanak tutar mıydı? Kıbrıs’ta Rum tarafına bu kadar imtiyaz tanınır mıydı? Türk’e ve Türklüğe bu kadar saldırılır mıydı?...
Bazı sözde vekiller terör örgütünün yan kuruluşu gibi çalışacak. Birileri her terör olayından sonra kafa karıştıran açıklamalar yaparak Mehmetçiği zan altında bırakacak. İşine gelmeyen her yargı kararını sulandırmaya çalışacak. Yargı mensuplarını baskı altında tutmak için her yolu mübah sayacak… Güvenilir ortağınız terör örgütü olarak kabul ettiği PKK’ya silah verecek. Komşunuz onları eğitecek. Başka bir komşunuz bu bebek katillerine topraklarını açacak, sınırdan kolayca geçişini sağlayıp yeni katliamlar yapmasına seyirci kalacak. Size de “sakın bu bebek katillerine dokunmayın. Yoksa güvenilirliğiniz kaybedersiniz. Biz de buna seyirci kalmayız.” diyecek. Yetmeyecek, uşakları vasıtasıyla sizi tehdit edecek. Bunun neresi dürüstlük? Bütün bunları yapanlar doğru ve güvenilir olabilir mi? Bence olamazlar ya sizce?
AHMET AYKOL
TÜRKAV DENİZLİ ŞUBE BAŞKANI




























